dizilerle yaşamayı öğrenmeliyim…
sağım solum her yanım dizi. hemen hiçbirini seyretmeyi başaramıyorum; ama her nasılsa zap mucizesi sayesinde hepsinden haberdar olabiliyorum.
dün tv’de izlediğim bir röportaj esnasında, önemli bir dizi oyuncusu ya da yönetmeni olduğunu zannettiğim şahsiyet “Shakespeare günümüzde yaşasaydı mutlaka dizi yazardı” dedi ve haklıydı. Haklıydı çünkü:
1. Shakespeare yine parasız olurdu ve hayatını yazarak kazanması gerekirdi
2. Söz konusu ünlü dizi şahsının belirttiği üzere Shakespeare’in öykü anlatma isteği biçimin ötesine geçerdi
1 yeterince açık. 2 de açık; sağolsun dogma sinemacıları biçimin hareket alanının darlığı ve yaratıcılık arasında doğrusal orantı olabileceğini kanıtladılar, başka hiçbirşeyi kanıtlayamadılarsa da… dolayısıyla shakespeare’in sıkı bir dizi yazarı olacağına ben de inanıyorum.
bazen dizilerdeki belli detaylardan gerçekten keyif alıyorum. ama bütün olarak bir dizi en iyi ihtimalle canımı sıkıyor. birçoğumuz dizilerle yaşamaya (bir post travmatik teslim bayrağı belirteçidir) çoktan alıştı. dizi, modern gelir geçer tüketim kültürünün portatif ve mobil, tek yetkili anlatım aracı haline çoktan geldi bile. herkes al dizi ver dizi gül gibi geçinip gidiyor.
bende ise bi tuhaflık var sanırım, ya da bi çeşit idrak yolları tıkanıklığı, şu dizi müptelalığına bi türlü bulaşamadım. yine de dizilerle ilgili süper fikirlerim yok değil, aha onları da burada anlatmayı düşünmekteyimmmmm